![]() |
karşıYuvar
|
![]() |
|||||||||||||||||
Sultan El Hattab Radikal Gazetesi 12/04/2003 Bu kadar kolay mı düşecekti Abbasi hilafetinin başkenti? Bağdat aklını, hafızasını ve tarihini yitirdi, cinnet geçirdi. Tüm bu yaşananlar bir tiyatro oyunu ve biz üçüncü perdenin sonunda mıyız gerçekten? Nihai savaş tam da seyrettiğimiz üzere bir film gibi mi yaşanacaktı? Oysa filmlerin bile farklı sonları, yönetmenin damgasını vurduğu bir yanı ve akılcılıktan öte yükselen bir dramı vardır. Gerçekten Bağdat, hiçbir şey söylemeden ve vedalaşmadan gördüğümüz trajikomik biçimde düştü mü? Amman ağlıyor.... Tıpkı Kudüs'ün düşüşüne ağladığı gibi Bağdat'ın düşüşüne de ağlıyor... Kaderimiz başkentlerin, şehirlerin ve saygınlığın düşüşüne ağlamak oldu...Trajedi tekrarlanmakta, yenilgi, ihanet ve hile birbiri ardına gelmekte. İşgalciler ise özgürleştirmek, hükmetmek, bölmek ve emrivakide bulunmak için denizlerin ötesinden gelmekte... Şimdi Abbasi hilafetinin başkenti ABD askerlerinin elinde ve ne gözyaşlarının ne de acıların faydası var. Bunlar acziyetin gözyaşları ve erken gelen yenilgilerle kederlenenlerin acıları. Oysa biz insanın vatanına inandığı zaman onu ölmeden teslim etmeyeceğini düşündük hep. Fakat vatana inanan kimse mi kalmadı yoksa vatanın insanın köleye dönüştüğü ortamda hiçbir değeri mi kalmadı artık? Irak direnişi nerede? Uzun yıllar duymaya hasret kaldığımız sözler nerede..? Milyonlar, silahlar ve sloganlar nerede? Tuz topağı gibi ansızın eridi gitti. Bağdat direnmemişken Gazze'deki Cabalya, irade, iman ve vatan sevgisinden başka değerleri olmayan savunmasızlar eliyle İsrail tanklarına karşı nasıl aylarca direnebilir? Köyler, kasabalar ve çöller ayağa kalkmışken Bağdat niçin kalp sektesiyle ölür? Niçin Granada'nın, Kudüs'ün, Beyrut'un düşüşü sonrası bir kez daha yenilgiyi tarihimize kaydediyoruz? Niçin birbiri ardına yenilgiler yudumlamaktayız? Dün bir halden başka bir hale taşındık. Direnişi, ona hazırlığı ve yenilgiye uğramış halklarımızın sokaklara fışkırışını konuşmaktan Bağdat'ın, silahlarının ve liderlerinin düşüşüne taşındık... Yani bu bir tür tiyatro oyunu, palyaçoculuk. Hepimizi içine alacak yavaş yavaş gelen bir ölüm... Irak yeni bir sayfa açıyor. Şimdi ülkelerin nasıl ortadan kalktığını, nasıl teslim olduğunu, bilinçli veya bilinçsiz kasıtlı veya kasıtsız üzerindeki halkının nasıl satıldığını daha iyi idrak edebiliyoruz. Bir kayboluş sürecine gireceğiz ve meçhulü bekleyeceğiz... Sonrasında ne olacak? Dünün yaban eşekleri bugünün yöneticileri oldu ve meydan bu yeni felaketi yazacak tarihçilere kaldı. Araplar ders almalı Bağdat'ın düşüşü değişimin anahtarı... Alınacak bir ders. Acaba baskı ve işgal arasında dağıtılmış Arap dünyamız bu dersi alır mı? Araplar olarak nerede durmaktayız? Yeniden başlamak için yeni alanlar kaldı mı ki?... Bağdat'ın düşüşünün ilk günü Amerikan askerinin Saddam'ın heykelinin başına ABD bayrağını nasıl geçirdiğini, Iraklıların dün korkudan elini öptükleri devlet başkanının heykeline ayakkabılarla nasıl vurduklarını gördük. Bağdat şimdi aklını, hatıralarını ve tarihini yitirdi, cinnet geçirdi. Bu savaştan İsrail, Likud ve Şaron istifade edecek. Irak'ın işgali Bush'un onlara hediyesi olacak. Rollerin nasıl oynandığını ve özgürlüğün anlamının nasıl berraklaşacağını işte o zaman göreceğiz. (El Rey gazetesi, 10 Nisan 2003)
|
|
||||||||||||||||||